Nasil Harekete Geçtik

“Halkla İlişkiler Kampanyaları” dersimiz kapsamında bir sosyal sorumluluk projesi olarak gerçekleştirilen ve doğayı korumak için atılan küçük bir “ilk adımın” dev bir adıma dönüşünün, “Yeşil Bir Adım’ın” hikâyesi bu…


Dersimizin hocası Meriç Koloğlu ile tanışıp, bizlere geçtiğimiz yıllarda aynı derste yapılmış, pek çoğu da ödül almış sosyal sorumluluk projelerini örnekleyerek anlattığı ilk dersimizin fotoğrafını birisi çekse, eminim her şey flu çıkardı.


Üçüncü sınıf öğrencileri olarak ilk kez bir sosyal sorumluluk kampanyasının içerisinde yer alacaktık. Hepimizin gözü korkmuş, aklı karışmıştı. Bir proje fikrini nasıl bulacağımız, uygulamasını nasıl yapacağımız konusunda hiçbir deneyimimiz yoktu. Haftalarca beyin fırtınası yaptıktan sonra, doğayı tehdit eden ve bunun sonucunda da küresel ısınmaya yol açan bir konuda bir şeyler yapmaya karar verdik. Ama, “nasıl bir proje yapacaktık, neye, ne kadar katkımız olabilirdi, nasıl bir yol izleyecektik”, işte bunları kestiremiyorduk.


Aklımızda her şey hâlâ belirsizdi ve bu yüzden fotoğrafımız da net değildi. Görev dağılımlarından sonra yoğun bir araştırma içerisine girdik. Araştırmalarımız sonucunda aramızda yaşayan bir düşmanın, “naylon poşetin” yok edilmesinin dünyayı kurtaracak altı önlemden biri olduğunu öğrendik. Üstelik doğada dört yüz yıl ile bin yıl arası yaşıyordu ve küresel ısınmaya da sebep oluyordu. Daha ne olsun!


Bunlar, birçok ülkede yasaklandıkları için yaşamlarını sürdüremezken, ülkemizde ellerini kollarını sallayarak her yerde geziniyorlardı. Doğaya bu denli zarar veren naylon poşetlerin kullanımının azaltılması için bir şeyler yapmamız gerekliydi. Çünkü bu konuda ne bir önlem vardı, ne de yapılmış etkin bir kampanya!


Öncelikli olarak projemizin etkili ve sürekli olabilmesi için markalaşmamız gerektiğine karar verdik. Buradan yola çıkarak, isim ve slogan hazırlamaya giriştik. Tam 45 kişi, yaratıcı bir çalışma içerisine girerek, günlerce düşündük, süslü püslü isimler bulmaya çalıştık… Ama bulduklarımızı beğenmiyorduk bir türlü. Oysa cevap çok açık ve basitti. “Bir Adım” atıyorduk ve bu, doğa için atılan bir adımdı. Yani projemizin adı “Yeşil Bir Adım” olabilirdi ancak. Doğa için harekete geçiyorduk ve başkalarının da artık bir şeyler yapmasını istiyorduk. O zaman sloganımız “Doğa için harekete geçin” olmalıydı. Verdiğimiz kararlarla, fotoğrafımız giderek netleşiyordu. Sınıftan yükselen her ses, dile getirilen her bir öneri, hedefimizin büyüklüğünü birkaç misli artırıyordu.


Giderek hedefimiz bez torba yaptırıp satmaktan, beş naylon poşet karşılığında takas etmeye dönüştü. Şehrin kalabalık alanlarında stant kurma fikri “neden alışveriş merkezlerinde de olmasın”a, üniversite kampüsünde kesekâğıdı atölyesi kurmak fikri “neden ağaç yaşken eğilmesin, neden ilköğretim okullarında da bunu yapmayalım” fikrine kadar gitti. Üstelik bu sürece hocalarımızı, öğrencileri, velileri de dahil etmeliydik. Yine hedef kitlemiz olan ev hanımları ile de bu konuyu konuşmalıydık. Sesimizi duyurmamız için ne gerekiyorsa yapmalıydık.Artık çekilecek fotoğrafımız net çıkabilirdi ama hâlâ siyah-beyaz bir fotoğraf olurdu bu.


Fotoğrafımızı renklendirmenin zamanı gelmişti. Sponsor arayışları, alışveriş merkezleri ile görüşmeler, Belediyeler, Emniyet Müdürlükleri ve Valilik izinleri bize yeni yollar açıyordu. Duyuru afişleri, tişörtler, broşür yapımları, file ağlarda naylon poşetlerin toplanması, kesekâğıdı atölyelerinin kurularak aktif hale getirilmesi derken, iki aylık bu sürece kendimizi kaptırdık.


Bez torbalar bitti, yeni sponsorlar arandı, fileler toplanan “naylon düşmanla” doldu.

Yeri geldi karda kışta market önlerinde beklerken birbirimize sarılarak ısındık, yeri geldi bagajlarımızda naylon poşetleri gururla taşıdık. Zeynep’i, Adem’i, Sara’yı ailemizden daha çok görür olmuştuk. Sokaklarda röportaj yaptığımız herkesten “aferin” alıyorduk. Tüm çalışmalarımızdan olumlu sonuçlar aldıkça, fotoğrafımıza logomuzun yeşili, Real’in kırmızısı, Eminönü’ndeki kuşların grisi, bizimle takasta bulunan teyzenin mavi şapkası renk vermeye başlamıştı.


Küçük bir adımımızın dev bir adıma dönüştüğünün farkındaydık artık. Projemiz daha da büyüdü ve bize destek verenlerle beraber büyümeye devam ediyor.


Fotoğrafımız artık net, renkli ve canlı. Şimdi fotoğrafımızı çekebilirisiniz…CHEESE!!!!!